Dükler Ülkesi Lüksemburg

Lüksemburg gezisi

Belçika ve Hollanda ile birleşerek Benelüks ülkelerini oluşturan Lüksemburg, gerçekten de çok küçük 🙂 . Ancak dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri. Sık sık haberlere konu olan gelir düzeyi yüksek, tarih ve doğanın iç içe olduğu bu ülkeyi bir de biz görelim dedik ve gittik.

Ülkenin başkenti de yine Lüksemburg şehri ve Dükalık ile yönetiliyor. Bağımsız ve Dükalık ile yönetilen dünyadaki tek ülke olan Lüksemburg’da; Lüksemburgca, Fransızca ve Almanca olmak üzere 3 resmi dil kullanılıyor. Her yerde banka ve birbirinden lüks arabalar görebilirsiniz. Evet, gelir düzeyi yüksek ancak enflasyon da bir o kadar düşük. Avrupa’nın en yaşanılası şehrinde gündüz saatlerinde sokaklarda sadece turistleri görüyorsunuz çünkü bu ülkede işsizlik diye bir şey yok. Şehir sokaklarında dünyaca ünlü markalar butik mağazalarını ve son çıkan ürünlerini sergiliyor.

Petrus Vadisi

Lüksemburg’da dünya mutfağından istediğiniz her şeyi bulabileceğiniz restoranlarda yemek yiyebilirsiniz ancak girmeden önce menülerdeki fiyatlara mutlaka bir göz atın. Ekonomik seviyenin yüksek olması her şeye tabi ki biraz yansıyor. Örneğin, Avrupa’da aldığım en yüksek fiyatlı magnet Lüksemburg’a ait 🙂 .

Sürekli göç alan bir ülke olmasına rağmen tarihi ve doğal yapıya zarar verilmemiş. Zaten Lüksemburg’daki bir çok şehir Unesco Dünya Mirası listesinde de yer alıyor. Bu şehrin sokaklarına ve evlerine hayran olmamak mümkün değil. Dolaşırken kendinizi Hollywood stüdyosunda gibi hissedeceğinize eminim.

lüksemburg sokakları

Lüksemburg’da gece eğleneceğiniz bir çok yer var, ancak çok hareketli bir gece hayatı olduğunu söyleyemeyiz. Dediğim gibi işsizlik diye bir şey yok ve insanlar sabah erkenden kalkıp işe gidecekleri için akşamları dışarıda pek fazla vakit geçirmiyorlar. İş çıkışlarında yenilen bir yemek ve birer içki sonrası kalabalık yavaş  yavaş dağılıyor.

23 Haziran’da ülkenin ulusal bayramı olarak kutlamalar düzenlenir. Tatilinizi bu tarihte planlarsanız daha eğlenceli vakit geçirebilirsiniz.

Lüksemburg’da görülecek yerlerden bahsedecek olursak,

Petrus Vadisi ve Adolpho Köprüsü
Petrus Vadisi ve Adolphe Köprüsü
  1. Bock Casemates‘den başlamak lazım. Kont Siegfried tarafından üzerine kale inşa edilen kayalık yükselti, tarihte şehri korumak için önemli bir stratejik avantaj sağlamış. Buradan muhteşem Petrus Vadisi manzarasını seyretmek oldukça keyifli.
  2. Önceleri belediye binası olarak inşa edilen Büyük Dük Sarayı (Grand Ducal Palace) , daha sonra Büyük Dük ve Düşes’in yaşadığı yer haline gelmiş. Ülkenin resmi işlerinin yürütüldüğü saray, şehrin manzarasına eşsiz bir güzellik katıyor.
  3. 1900’lü yıllarda Petrus Nehri üzerinden geçişi sağlamak amacıyla inşa edilen Adolphe Köprüsü (Adolphe Bridge) de görülmesi ve fotoğraflanması gereken önemli bir yapı. Köprü; yaya, tren ve araç geçişlerine açık durumda.
  4. Tarih meraklısı iseniz mutlaka görmeniz gereken Ulusal Tarih ve Sanat Müzesini (National Museum of History and Art)
  5. 2005 yılında açılan ve her yıl yüzlerce performansın sergilendiği konser salonu Philharmonie Luxembourg’u
  6. Belediye binası ile Dük 2. William’ın anıtının bulunduğu Guillaume II (Knuedler) meydanını (Place Guillaume II)
  7. Kafe ve restoranları ile ünlü ve akşamları müzik performanslarını dinleyebileceğiniz D’Armes meydanını (Place D’armes)
  8. Sadece hafta içi ziyaret edilebilen Banka Müzesini
  9. Şehrin en eski dini yapısı olan Saint Michael’s Kilisesini
  10. Kent halkının açık alanını sosyal aktiviteler için kullandığı Neumünster Manastırını
  11.  Neumunster Manastırı içerisinde yer alan St. John Kilisesini
  12. Lüksemburg Şehir Tarihi Müzesini
  13. Grandük Jean Modern Sanatlar Müzesini
  14. Schengen vizesinin doğum yeri olan Schengen Kasabası ve hemen yanındaki uygun fiyatlı free shopları ile ünlü Remich şehirini görmeden Lüksemburg’dan ayrılmayın derim.

Hadi şimdi, valizini hazırla!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir