Gökçeada Gezisi

Köyleri, koyları ve rüzgarıyla Gökçeada..

 

Antik adıyla İmroz..

Gökçeada, ülkemizin, sakin şehir anlamına gelen ‘Cittaslow’ ünvanı alan yerleşim yerlerinden biri. ‘Cittaslow’ ise ilk olarak İtalya’da kurulmuş bir birlik. Yapılan incelemeler sonucu nüfus, çevre ve altyapı politikaları, sosyal ve kentsel yaşam ilkeleri gibi kriterleri sağlaması sonucu Gökçeada bu unvana sahip ilk ada olmuştur.Ülkemiz adına Gökçeada’ya tamamen sahip olma tarihimiz (kurtuluş tarihi) 22 eylül 1923.

İlk kez gidip görme fırsatı bulduğum İmroz adası, aynı zamanda tatil yapma şansı da verdi bize. 3 gün konakladık adada. Konakladık dediysek otel, pansiyon, apart vs. sanılmasın. Çadıra soktuk başımızı 🙂 İki tane çadır kurabileceğimiz tesis ve sayısız çadır kurulabilecek metrekarelerce alan mevcut adada. Biz, ilk çadır deneyimimiz olması itibariyle yıldız koyundaki ‘Koy‘ adlı çadır kampı tercih ettik. Adanın sessizlik ve sakinliği ilk adım attığınızdan itibaren fark ediliyor. Zira büyük bir yüz ölçümü mevcut. Diğer tatil yörelerine nazaran popülasyonu düşük kalıyor.

Sıkmadan gezip gördüklerimize geçelim..
Toplam 10 tane köyü olan Gökçeada’nın; Kaleköy, Zeytinlik, Tepeköy ve Dereköy köyleri ile bir de adanın merkezinde vakit geçirebildik.

Kaleköy (Yukarı Kaleköy); kaldığımız yıldız koya oldukça yakın, yürüme mesafesinde bir yer. Kayaların üstünden gün batımını izleyebileceğiniz, Mustafa’nın kayfesi‘nde kahvaltı edebileceğiniz , İmroz poseidon restaurant‘ta balık yiyip muhteşem gün batımı manzarasını izlerken efkar dağıtabileceğiniz bir köy. Hemen altı Kaleköy limanı. Limana kurulmuş esnaf tezgahlarını gezmek , onlara bir selam vermek de keyifli. Bu arada ekonomi bilgisi verelim ; Mustafa’nın kayfesi’nde serpme kahvaltı kişi başı 3o tl. İmroz Poseidon’da ise aldığınız içeceğin türü ve miktarına göre iki kişi balık yemenin bedeli 200-300 tl arasında değişebilir. En iyisi gün batımını kayaların üstünde izlemek 🙂

İmroz Poseidon’dan gün batımı

 

İmroz Poseidon’da gün batımı

 

Mustafa’nın Kayfesi

 

Mustafa’nın kayfesi serpme kahvaltı

 

Kaleköy kayaların üzerinde sur      kalıntıları

Merkezde yürüyerek sokaklarını dolaşıp, adanın atmosferini soluyabilirsiniz. Hemen her yerde Rumca konuşanları sık sık duyduk. Halen yaşayan nüfusun önemli bölümü Rum.
Adanın göbeğine kurulmuş Meydani Pastanesi’nde efi badem yapılıyor. Bir Rum kadını Madam Efi’nin elinden çıkmış efi badem kurabiye’nin tadına burada baktık. sıcak bir günde yanında limonata ile çok iyi gidiyor. Acıkınca ‘Gül Hanım Ev Yemekleri‘nde kabak çiçeği dolması ve patlıcanlı börek yedik, çok başarılıydı. Hemen yanında ‘Cicirya‘ var. Buranın adı da ‘Cicirya,’ adaya has yiyeceğin adı da ‘cicirya’.

Cicirya lezzeti

Gökçeada’nın geleneksel bir tadı. Taze keçi peyniri , taze nane ve zeytinyağının yumuşacık hamurun üstünde buluşması. Eskiden köy kadınları evdeki kişi sayısına göre hamur açarak yaparlarmış. Gel zaman git zaman bu lezzet unutulmuş. Aradan yıllar geçtikten sonra yeniden hatırlanıp hayata geçirilmiş ve tescilli marka olmuş. Zeytinlik köyünde de şubesi var. Nusretbey şarapları dükkanı da ada merkezinde ilginizi çekebilecek başka bir yer.

Yukarı Kaleköy ve ada merkezinden sonra aracımıza geçiyoruz. Merkezden uzaklaşıp sırasıyla Zeytinlik köyü ve Tepeköy‘e doğru yol aldık. Bu iki köyde de halen Rumlar yaşıyor. Zeytinlik’te Aya Todori İlk Mektebi (Aya Todori, Zeytinlik’in eski adı) , Tepeköy’de ise Rum Lisesi var. Tepeköy’de yerleşik 60 Rum nüfusu yaz aylarında 150 ye yükseliyor. Zeytinlik baraj gölü de adanın su ihtiyacını karşılıyor.
Bakmaya doyamayacağınız, yıllar önce yapılmış, yaşanmışlığın fazlaca hissedildiği Rum evleri , taş sokakları, rengarenk çiçekli balkonları ile görmeye değer bir yer Zeytinlik köyü. Türkiye’nin Nemi’si. Konaklama için şirin butik otelleri de var.

Zeytinlik köyünde bir Rum evi
Zeytinlik köyünde şirin bir kafe

Güzergahımız üzerinde sırada Tepeköy yer alıyor. Tepeköy de bahsettiğim gibi Rum hanelerinin halen var olduğu bir köy. Barba Yorgo ve Anjeliksi adında iki tavernası var. Barba Yorgo’da kendi imalatı olan şarapların satışı da yapılıyor. Mekanın ve şarapların patent sahibi olan Yorgi Zarbozan adlı sempatik beyefendi ile tanıştık. Bize adanın yerli üzümü olan kalabaki şarabından, limni,mavrelya gibi trakya üzüm şaraplarından bahsetti. Bu iki mekanda adanın meşhur tadı oğlak tandır ve diğer et çeşitleri, balık türleri ile akşam yemeği ve canlı müzik eşliğinde eğlence düzenleniyormuş. Sirtaki sevenlere duyrulur 🙂

Barba Yorgo üzüm bağları

Yolumuza devam ediyoruz, istikamet Dereköy. Türkiye’nin terk edilmiş en büyük köyü özelliğine sahip. 2000 e yakın hanesi, adanın en büyük çamaşırhanesi, okulu ve sineması olan bir dönemden, hepi topu 150 kişinin yaşadığı bir zamana. Theothokos kilisesi halen ibadete açık durumda. Kekik kokulu çamaşırhane karesi, terk edilmişliği çok iyi resmediyor.

Çamaşırhane (Dereköy)

Gökçeada’nın etrafı dağlarla çevrili desek yanlış olmaz. Köyler arasında yol alırken dağlık tepelik bir yer olduğunu daha iyi anladık. Yollarda başıboş gezen ve aniden karşınıza çıkıveren keçilere dikkat etmek lazım 🙂

Hep dağ tepe mi gezdiniz dediğinizi duyar gibiyim,tabi ki hayır. Konakladığımız yıldız koyunu, yüzmek ve plajda vakit geçirmek için çok iyi bulduk. Plaj taşlık. Gökçeada su altı milli parkı sınırları içinde yer alan koyda değişik türden deniz canlılarını görmek de mümkün. Koyun kuzeye bakmasından ve rüzgarın kuzeyden esmesi sebebiyle dalgalı bir deniz ihtimali uzak değil. Ancak bulunduğumuz süre içinde böyle bir tabloyla karşılaşmadık. Kaldığımız tarih, Temmuz ayında gündüz 28, gece 20 derece idi. Kalın eşofmanlarla ve battaniye ile çadırda uyuyabildik.

İşletme için; sahibi Zeynep hanım, gençlerden oluşmuş dinamik bir ekip kurmuş diyebiliriz. Kendi çadırınızla gittiğinizde gecelik kirası kişi başı 35 tl, oradan çadır kiraladığınızda kahvaltı dahil kişi başı 80 tl ücreti var. Çadır alanlarının üstüne tente gerilmiş, güneşten koruyor. Ortak kullanabileceğiniz duş,WC, çamaşır makinesi, mutfak alanı,buzdolabı var. Şemsiye ve şezlong için ise iki kişi olarak ayrıca 20 TL ödüyorsunuz. Koyun iki yanında bulunan kayaların üstünde güneşlenmek ve çadırda konaklamak da bir seçenek. Koyun merkeze uzaklığı çok değil, bu da başka bir avantajı.

 

Yıldız koyu

 

Yıldız koyu

 

‘Koy’ çadır kamp alanı

Aydıncık plajı,Laz koyu,Uğurlu koyu ve Gizli liman gibi ada çevresinde gidilebilecek başka sahiler de var. Biz bunlardan Laz koyunu tercih ettik. Yaklaşık 1 km’lik kum plaja sahip, şemsiye-şezlong iki kişi fiyatının 20 TL olduğu iskelesiz bir koy. Denizin aniden derinleşmesine dikkat edilmeli. Özellikle de akıntının kuvvetli olduğunu vurgulamam gerek. Yüzme bilmeyenlerin burada denize girmeleri sakıncalı olabilir. İşletme ise sınıfta kaldı. Fiyatların yüksek olması bir yana , duş ve WC’lerin bakımsız olması hatta duşun 1 tl ile 1.5 dakika boyunca su akıtan bir makineden sağlanması ve bunun açık alanda kabinsiz olması üstüne buranın göle dönmüş olması vs. sonuç olarak Laz koyu bizim için handikaptı 🙁

Laz koyunda duşların hali

Eğer bir tavernada değilseniz, gece hayatı anlamında yapacak pek bir şey yok diyebiliriz. Akşam yemeği için Gliki (eski bademli köyünün mit adı) Restoran ve Merkez Lokantası,adada meşhur olarak tanıtılan oğlak tandır yenebilecek ada merkezindeki mekanlar. Gliki’yi tercih ettik.

Oğlak tandır , Gliki restoran

 

Ada sokakları

Oğlak tandır daha önce yememiştim. İlk kez Gökçeada’da deneme fırsatım oldu.Tadı bana biraz yavan geldi. Herkesin damak tadı farklıdır. Adada hemen her yerde tanıtıldığına göre siz yine de giderseniz deneyin.
Ufak bir ara sokakta uğradığımız Kokina adlı hediyelik eşya dükkanı da oldukça şirindi (kokina Yunanca’da kırmızı/kırmızı çiçek anlamına gelen bir sözcük). Mekan sahibi ve aynı zamanda yerel rehber Önder Bey ile tanıştık. Bize ada ile ilgili tavsiyelerini iletti. Adanın koyun,keçi ve oğlak kadar eşeğinin de meşhur olduğunu kendisinden öğrendik 🙂

Ada ruhu başkadır. Yaşamak , tatmak gerek. Benden bu kadar.. Gerisi için,

Valizini hazırla !!

Gökçeada Gezisi” için 8 yorum

  • 9 Temmuz 2018 tarihinde, saat 21:57
    Permalink

    Gayet keyifli anlatımınızla tatilinize ortak oldum , 👍🏻

    Yanıtla
    • 9 Temmuz 2018 tarihinde, saat 23:13
      Permalink

      Teşekkür ederim Balkan..

      Yanıtla
  • 9 Temmuz 2018 tarihinde, saat 22:23
    Permalink

    Ersin bey agziniza saglik..Betimlemeleriniz gokceada hakkinda fazlasiyla bilgi ve fikir sahibi olmamiza vesile olmustur.

    Yanıtla
    • 9 Temmuz 2018 tarihinde, saat 23:14
      Permalink

      Yararlı olmasına sevindim Mesut..

      Yanıtla
  • 9 Temmuz 2018 tarihinde, saat 23:15
    Permalink

    Öncelikle Gökçeada ile ilgili kaleme almış olduğunuz, gereksiz detaylardan uzak, bir o kadar da özendirici yazınız için teşekkür etmek isterim.
    Ben ve benim gibi tatile suhulet ve sadelik gibi bir anlamlar yükleyen ada sever tatilciler için son derece bilgilendirici bir yazı olmuş.
    Adalara yönelik olarak planlanması düşünülen tatiller ile ilgili ve özellikle de daha önce benzer bir tatil deneyimi olmayan insanlar için otomatik bir kaygı olarak hissedilen “ açaba ikinci günün sonunda ne yapılabilir “ endişesinin ne kadar yersiz olduğuna dair oldukça güzel öneriler ve anlatılarda bulunmuşsunuz.
    Ben bir tatil girmesiyim edasından uzak bir şekilde gayet objektif ve samimi bir bakış açısıyla kaleme aldığınız yorumlar bence bir çok insan için çoğu soru işaretini ortadan kaldırdığı gibi adada geçirilecek zamanın planlanması ve iktisatlı bir şekilde kullanılması bakımında çok faydalı olacaktır.
    Kaleminize sağlık.
    Dört bir yanınız bir ada gibi esenliklerle dolu olsun.
    Saygılar, sevgiler.

    Yanıtla
    • 9 Temmuz 2018 tarihinde, saat 23:55
      Permalink

      Değerli görüşlerini belirtmen beni çok mutlu etti. Yeni başladığım bu serüvende daha iyi olmak için çalışacağım.

      Yanıtla
  • 10 Temmuz 2018 tarihinde, saat 03:22
    Permalink

    Anlatımınız tatilden daha keyifli olmuş . Gitmemize gerek kalmadı , gitmiş,görmüş , hatta imroz poseidonda iki tek atmış kadar oldum … teşekkür ederim 👏

    Yanıtla
    • 10 Temmuz 2018 tarihinde, saat 11:23
      Permalink

      Samimi düşüncelerini paylaştığın için teşekkür ederim Orçun..

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir