Şehr-i Mevlana / Konya’da gezilecek yerler

Yeni yerler görme isteği içimde hep var,

Uzun yolculuklar, yeni paylaşımlar,

Farklı şiveler işitmek, lezzet duraklarında tadımlar..

Bir hafta sonunu, daha önce gitmediğim bir şehir ‘Konya’ya seyahat ederek geçirdik. 1.5 günlük güzel bir rota.

Yorucu olduğu kesin ama değdiği de..

Kısa gezilerin olmazsa olmazı önceden çıkarılan rotalar elbette. Her ne kadar keşfederek gezmeyi sevsem de zaman yönetimi için rota planı oldukça iyi bir fikir. Biraz eskiye dönerek başlayalım.

Doğuran kazan mı ? Göle maya çalmak mı ? Yoksa eşeğe ters binmesi mi ? Hangi Nasreddin Hoca fıkrası favoriniz? Şüphesiz çocukluğumuzun unutulmazları arasındadır Nasreddin Hoca. Konya gezimizin ilk durağı, henüz Konya’ya varmadan , Afyon-Konya yolu üzerinde Akşehir ilçesinde bulunan Nasreddin Hoca Türbesi.

Nasreddin Hoca türbesi

Ünlü filozof ve mizah üstadı, devrinin önde gelen kişiliklerinden Nasreddin Hoca’nın eşeğe ters bindiği ve fıkralarının gerçek boyutlu heykelleri ile oluşturulmuş Gülmece Parkı maziye götürüyor.

Bindiği dalı kesen hoca
Kazan doğurdu

Mezarlık içinde bulunan türbesinin önünde Nasreddin Hoca’nın iddia ettiği üzere Dünya’nın orta noktası olduğunda dair yuvarlak demir blok  bulunmakta. Bu ziyaretin en eğlenceli kısmı da bu noktada çektiğimiz fotoğraf olsa gerek.

Dünyanın ortası 🙂

Mizahına ithafen rakamları ters olarak yerleştirilmiş ancak zamanı doğru gösteren saatler civardaki dükkanları süslemekte.

Ters çalışan saat

Akşehir’den tekrar yola koyulup yaklaşık 1.5 saat sonra Konya’ya varıyoruz. Japon Kyoto Parkı’ndayız.

Burada insana uzak doğudaymış hissi veren bir atmosfer buldum. Japon bitki ve ağaçları ile bezenmiş , göletler, köprüler, seyir terasları, Japon bahçesi ve ve kamelyaların bulunduğu alan toplam 30.000 metrekare. 2010 yılında kurulmuş ve tam olgunluğa 10 yılda ulaşacakmış. 1 yılı daha var. Bitkilerin bir bütünlük sergilediği ve birinin bile olmadığı takdirde hepsinin etkileneceği bilgisi yazıyor ziyaretçi girişinde. Farklı renkteki ağaç yaprakları ve hiç köşeli olmaması ile Japon felsefesini yansıtan bu sıcak bahçeden sıradaki yerleri görmek üzere ayrılıyoruz.

Japon parkı

Tropikal Kelebek Bahçesi; tasavvufi ve manevi yönü ağır basan Konya şehrine şüphesiz farklı bir renk katmış. İçerisinin 28 derece ve %80 nem oranına sahip olduğunu baştan söylemem gerek. Kendine güvenen girsin 🙂 Burada 40 kadar kelebek çeşidi ve yaklaşık 6000 tane kelebek uçuşuyor. Evet yanlış duymadınız 6000 kelebek. Burası Avrupa’nın en büyük kelebek uçuş alanı.

Ne mi yapılır burada ?? Uçuşan  kelebekleri izle, üzerine konmalarına müsaade et, renk cümbüşüne hayran kal, muhteşemliklerini doya doya yaşa… Ha bir de fotoğraflarını çek bol bol. Ama temas etme !

Alakadar biyologlarından öğrendiğimiz üzere Endonezya ve Filipinler’den koza halinde getirilen kelebekler yaşam döngüsünü tamamlayarak ortalama 2 ila 6 hafta kadar bu ortamda yaşıyorlarmış.  Renkleri muazzam

Kelebek bahçesi
Kelebek bahçesi

Bubahçe içerisinde onlar için uygun doğa koşulları sağlanması ile çok keyifli bir yere dönüşmüş. Geceleyin kuş bakışı ışıklandırılmış görünümü ise burayla ilgili etkileyici ve şaşırtıcı başka bir detay.

             Kelebek bahçesi gece görünüşü

Müze giriş ücreti 17.5 TL , müze kart geçersiz.

Konya merkezine ulaştık. Hava 28 derece ile bizi biraz zorluyor. Fakat hala enerjiğiz. Mevlana müzesi çevresindeki kalabalığa yaklaşıyoruz. Alaaddin Keykubat tarafından Mevlana’nın babası Bahaddin Veled’e hediye eilmiş bu alan.  Selçuklu Sarayının en güzel gül bahçesi imiş. Bahaddin Veled ölümünden sonra buraya defnedilmiş. 1273’te Mevlana da burada toprağa kavuşunca oğlu Sultan Veled bu alanın türbe yapılmasına müsaade etmiş. Zira Mevlana kendi babası için teklif edilen bu fikre kendisi bizzat karşı çıkmış. Mevlana Müzesi haline ise  20. yüzyılda getirilmiş. 13. asırda yaşamış ünlü mutasavvıf Mevlana Celaleddin Rumi’nin izlerine rastlamak güzel bir deneyim. Derviş hücrelerinde o dönemde kullanılmış orjinal eşyalar,kitap koleksiyonları ve yöresel halılar sergileniyor. Şems Tebrizi’ye ait de bir oda da mevcut. Her odanın kendine ait küçük bir bacası var. Avluda insanın doğumla ölüm arasındaki kısa yaşam döngüsünü yansıttığı iddia edilen bir çeşme görülüyor.

Avludaki çeşme

Türbe , Kubbe-i Hadra (Yeşil Kubbe) olarak bilinir.

Mevlana türbesi

Mevlana ve babasının sandukası yan yan yana  bulunmaktadır.Bir rivayete göre; Mevlâna vefat edip defnedildiği zaman türbeye getirildiğinde babası Bahaeddin Veled mezarı içnde oğluna saygısından ayağa kalkmış.

Mevlana’nın sandukası

Caminin iç mimarisinde etkileyici oranda emek  harcanmış. Yerli kadar yabancı ziyaretçisi de var. Uzak doğulu misafirleri çoğunlukta. Müze ve türbeye giriş ücretsiz.

Tavan motifi

Hemen yanında yer alan Sultan Selim Cami ise 16. yüzyılda yapılmış. Klasik Osmanlı mimarisi örneği sergiliyor.

Sultan Selim cami

Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından hadis ilmi okutulmak üzere yaptırılan İnce Minareli Medrese, şimdilerde taş ve ahşap eserler müzesi olarak hizmet veriyor. O dönemde öğrencilerin hangi Medreseden değil de hangi müderris (dönemin öğretim görevlisi/hocası)’ten okutulduğu önemliymiş. Her medresede ayrı ilim okutulurmuş. Medrese bir taş işçiliği şaheseri.

İnce Minareli medrese giriş kapısı

Taçkapısı üzerinde kabartmalı Selçuklu sülüsüyle yazılmış ‘ Yasin ve Fetih’ sureleri yer alır. İç mekanı; avlu, eyvan dershane ve örgenci hücrelerinden oluşur.

İnce Minareli medrese

Selçuklu Veziri Celâleddîn Karatay’ın defnedildiği türbe ise Karatay Mederesesi‘ndedir. Günümüzde Çini Eserler Müzesi olarak kullanılmaktadır.

Görmeyi planladığımız bir diğer nokta, Mevlana’nın ruh eşi olarak tanımladığı gezgin abdal Şemz Tebrizi‘nin türbesiydi. Restorasyon nedeniyle ziyarete kapalıydı. Ziyaret edemedik ama önündeki parkta şöyle bir dinlendik. Yeri gelmişken Konya’nın neredeyse her cadde başında bulunan park ve bahçelerinin gezginler için oldukça isabetli olduğunu belirtmek isterim 🙂 İnce Minareli Medrese ve Karatay Medresesi’sinin giriş ücretleri 6 TL, Müze kart geçerli.

Alaaddin Tepesi Konya’da özel bir yer olarak biliniyor. Alaaddin Cami bölgedeki en önemli eser. Yapımına Selçuklu Sultanı 1. Mesud döneminde başlanmasına rağmen, 1. Alaeddin Keykubad döneminde tamamlanmıştır. İnanışa göre, Sultan Alaeddin bir cami yaptırmak için halktan şehrin ortasına bir tepe yapmalarını istemiş. Bunun üzerine şehirdeki herkes şehrin ortasına toprak getirip bu tepenin oluşmasını sağlamıştır. Bir başka rivayet de der ki ünlü filozof Platon’un mezarı da  bu tepede yer almakta.  Tam bir çember olan bu tepenin mevlana müzesi yönünden gelindiğinde Alaaddin Tepesi Çeşmesi karşımıza çıkıyor.

Alaaddin tepesi
Alaaddin çeşmesi

Kılıçarslan köşkü’ne ise yapılan arkeolojik restorasyon faciası ise dokusunu kaybetttiren cinsten.

Kılıçarslan köşkü restorasyonu

Alaaddin tepesi şimdilerde dinlence yeri olarak kullanılıyor.

Mevlana Kültür Merkezi’nde  Sema Ayini izlemek de Konya’nın ritüellerinden. Her gün yapılıyor. Cumartesi günleri giriş ücretsiz. Sema ayini sırasında semazenlerin sağ elleri yukarıya, sol elleri aşağıya dönüktür. Bu, “hak’tan alır halka saçarız; hiçbir şeyi kendimize mal etmeyiz. Görünüşte var olan, aracılık eden bir suretten başkası değiliz.” anlamını taşır. Semazenlerin baş dönmesinin olmaması tıbben;  başlarının sağa 20-25 derece eğik olması ve gözlerinin hafif kısık şekilde yarı açık tutulması ile açıklanıyor. Ayin sırasında üzerilerine giydikleri tennure denen kıyafet de eteklerinden açılarak pervane etkisiyle dönüşü kolaylaştırıyor. Sema, bir zikir şekli olarak bilinir. Her tarikatta bir zikir türü var olduğu, Mevlevi  tarikatında zikir, sema etmek olarak vücut bulmuştur. Zira Mevlevilikte dönmek diye bir şey yoktur. Semazenler Ulu Yaratıcı’ya duyulan aşk ile harekete geçerler. Mevlana’nın da sema ettiği,  müderrislik elbisesini çıkarıp sema etmeye ise Şems ile buluşmasından sonra başladığına inanılır. Sema ayini, dört bölüm ve dört selamdan oluşuyor. Yaklaşık 45 dakika sürüyor.

Sema ayini

Mevlana Kültür Merkezi’ne giderken yol üzerinde İstiklal Harbi Şehitler Abidesi yer alıyor. Akşam saatlerinde kapalı. İçeri giremesek de Türk bayrakları ile süslenmiş çevre düzenlemesi de oldukça görkemli.

İstiklal harbi şehitler anıtı

Konya seyahatine Ramazan ayı içinde gittiğimizden iftar vaktine kadar lezzet duraklarına uğrayamadık. Deva restoran‘da bu bekleyişimiz son buldu. İftar menüsü olarak hazırlanan seçeneklerde meşhur Fırın(Furun) Kebabı ile birlikte fix menü 50 TL iken, etli ekmek tercihinde fiyat 35 TL idi. Konya’nın ünlü Bamya Çorbası da listemizde bulunuyordu. Sac arası tatlısı Konya’ya özgü bir diğer lezzet. Mevlevi Restoran, Gül Bahçesi, Tiritçi Mithat, Kandil Etli Ekmek ve Bolu Lokantası da araştırmamızda gözümüze çarpanlardan.

İkinci günün ilk ziyareti Arkeoloji müzesine. Zira ilk günümüzde ziyaret saatlerine yetişemedik.

Konya Arkeoloji Müzesi: Anadolu’da Müze-i Humayun adıyla açılmış olan ilk müzedir. 19.yüz yılda müzeciliğin başladığı Konya’da Çatalhöyük ve Karahöyük’te bulunan Roma dönemine ait lahitler  en dikkat çekici eserler. Bir çok lahiti bu küçük müzede görebilme fırsatı keyif verici. Bereket Tanrıçası olarak bilinen Kibele figürleri de buluntular arasında. Müzede ayrıca Asur, Frig, Urartu, Klasik, Helenistik, Roma ve Geç Roma dönemlerine ait eserler sergileniyor.  Bahçesinde de mimari parçalar bulunan müzeye giriş ücretsiz.

Arkeoloji müzesi

Sille köyü: Konya şehir merkezine 10 km uzaklıktaki bu tarihi köyü dönüş yoluna koyulmadan hemen önce ziyaret ediyoruz.  M.Ö 5500 yılına dayanan geçmişi ile farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış şirin yerleşim yeri.

Sille köyü

İsminin ‘su perisi’ anlamına gelen ‘sylla’dan geldiği söylenir.  Günümüzde; ortasından akan deresi ve konakları ile görsellik sunuyor. Biraz İzmir’in Şirince’sinden, biraz Bursa’nın Cumalıkızığı’ndan, biraz şehzadeler şehri Amasya’dan, biraz Karabük’ün Safranbolu’sundan esintiler hissettiriyor, yine de kendine ait dokusunu da yansıtıyor.

Zaman müzesi , Aya Elena Kilisesi, Şeytan Köprüsü ve Selçuklu dönemi el sanatları müzesi Sille’de görülecek yerler arasında. Gözlemesinin da tadına bakmanızda yarar var.

Dönüş yolunda Eskişehir/Odunpazarı’nda gezip dolaşıp, yemek molamızı bitirdikten sonra devam ediyor ve seyahatimizi noktalıyoruz. Eskişehir’i bir başka gezi yazısında kaleme alacağım.

Konya için, hadi şimdi valizini hazırla!

Şehr-i Mevlana / Konya’da gezilecek yerler” için 2 yorum

  • 6 Haziran 2019 tarihinde, saat 00:04
    Permalink

    Valizimizi hazirlayip Konya’ya gidiyoruz…Guzel sunumunuz icin tesekkur ediyorum.Yine, gitmeden gördüğümüz,dokunmadan hissettiğimiz bir yazi kaleme almissiniz…Kaleminize sağlik…

    Yanıtla
    • 6 Haziran 2019 tarihinde, saat 14:36
      Permalink

      Faydalı olmasına ve beğenmenize çok sevindim. Kültür gezisi yapmak için tam isabet.farklı konularda da yardımcı olabilirim her zaman. iyi seyahatler..

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir